DOLAR 8,5595
EURO 10,3703
ALTIN 513,02
BIST 1.440
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C
İstanbul
°C
°C
°C
°C
°C

Çok sevmenin bedeli yalnızlık

28.11.2020
773
A+
A-

“Bir zamanlar seni sevmiştim. Ve sevgiyi senin suretinde yaratmıştım.”
Boşta kalan elini göğsüne götürdü:
“Bu kalbin, birini sevmeye ihtiyacı vardı. Ve sen bunu anlamadın. Ve bana eziyet ettin. Ve eziyet ettiğini bilmedin. Gözyaşımı silmedin.’’

Böyle diyordu işte sevgili Oğuz Atay cümlelerinde…

Ne de güzel söylemiş değil mi?

Gerçekten şimdilerde hep böyle işte sevda dedikleri. Siz seviyorsunuz ama acı çekiyorsunuz karşılığında bir nevi eziyet bu.

Gözlemlerime dayanarak söylüyorum ki, sonu hüsran biten her ilişkide iyi kalpli bir kurban ve insafsız bir cellat var maalesef ve her bitişin sonrasında iyi kalpli kurbana kesilen cezalar var. Daha da kötüsü bu cezalara mahkum edilen seven oluyor. Seven, sevgisini kaybetmemek için adeta kendini kaybederken, sevilen sevgiyi feda ediyor.

Peki ama neden? Neden sevenin değeri bilinmiyor?

Hemen açıklık getireyim konuya. Çünkü seven taraf olan tüm bireyler olarak sevdiğimiz andan itibaren olabildiğince karşımızdaki kişinin kılıfına bürünüyoruz hatta yeri geliyor kendi benliğimizden çıkıyoruz.

Farklı bir boyuta geçiyoruz

Ödün veriyoruz severken. Her şeyden elini ayağını çekecek şekilde farklı bir boyuta geçiyoruz. Öyle ki seven taraf sevdiğini olabildiğince şımartıp, tüm nazlarını çekip sevdasını doruklara taşımayı tercih ederken, sevilen taraf bu sevginin artma derecesinden zerre şüphe etmeden keyfine varıyor sevilmenin.

Tabi kim istemez ki sevilmeyi, vazgeçilmemecesine…

İşte bu en büyük hata. Bunu asla tek cinsiyete yıkma durumu da söz konusu değil. Ne üzücü değil mi? Birini seviyorsunuz. Uyanıyorsunuz aklınızda, evden çıkıyorsunuz aklınızda, yürürken aklınızda, uyurken aklınızda insan hayret ediyor işte bu duruma.

Nasıl da böylesi umurunuzda?

Nasıl bir sevda büyüttüğünüz?

Oysa birini sevmek ne kadar zor iş. Ve siz zoru başarmışken bir anda yerle yeksan olan tarafsınız.

Çok sevmenin bedeli yalnızlık


Hata işte, Bir insan uğruna gereğinden fazla taviz vermek, kendi ideolojinize uymayan davranışlara sırf sevdiğiniz için sükut göstermek karşı tarafın bilincine vazgeçilmez olduğu duygusunu benimsetmek, büyük hata. Bu durumda sevilen taraf sevginizden o kadar emin oluyor ki, sizin kendisini her koşulda affedeceğinizi bilmenin rahatlığı ile sergiliyor tutum ve tavırlarını.

Severken neden üzülesiniz ki?

Sonuç olarak, birini ne kadar çok severseniz sevin, eğer ki sizin bütün iyi niyetlerinize ve sevginize rağmen size eyvallah tutumu sergiliyorsa yanlış insandır o.

Bunu kabullenmek her ne kadar güç olsa da kabullenmek gerekir. Çünkü doğru kişi eyvallah tutumu sergilemez, o sadece sevilmenin keyfini çıkarıyordur. Başlı başına sorundur bu. Siz severken neden üzülesiniz ki?

Böyle anlarda vurmak gerekir hançeri sevdanın en orta yerine, canınızı acıtsa da söküp atmalı. Bu kadar acımasız yazdığıma kızmayın, sadece kendinize şefkat gösterin istiyorum. Bende bu duyguları tattım ve geçecek derlerdi de inanmazdım, gerçekten geçiyor.

Şimdi iyiyim, kendimle yalnızlığımın eşliğinde. İyi işte böyle.

Sevgilerimle…

YORUMLAR

  1. hızır özen dedi ki:

    FİNALİ ÇOK BEĞENDİM EVET UNUTAMASANIZDA GEÇİYOR ; O YAŞANANLAR İSE BİR ANI OLARAK KALIYOR HATTA GÜLÜMSÜYOR SUNUZ 😊